automatisch

can sıkıntısından mütevellit. bir takım ıvır zıvır.

September 11, 2009 3:48 pm

07:45

bugünlerde uyuyamama gibi bir problemim var. çalışmakta oldukça zorlandığım gibi, uyuyamamak ta içimdeki sıkıntıyı arttırıyor.  ç. aylardır papatya çayı içmemi söylüyor, geçiştiriyorum. sanıyorum onu da şimdilik yapılması gerektiği halde savsaklananlar listesine ekliyorum. ‘neden?’ diye sorulmasın, zira şu sıralar bu soruya verilebilecek tek cevabım: ‘öyle’. zaten sormayın şunun şurasında kaç kişiyiz? google’dan bakıyorum siteye girip hemen çıkma oranında dünya rekoru kırmak üzereyim. insanların okumadığı bir blog yazmak çok eğlenceli oluyor hakkaten. hep burada aslında hep yakında ama kimsenin sikinde değil. açıkçası benim de öyle. birkaç kişi sabırla uzun uzadıya yazıları okuyor ki bu da kafi. neyse bu saçmalıkları geçelim. bu sabah gene uykusuzluktan ötürü aptalca dolaşırken zoban‘ın trofolo‘suna bir göz atayım dedim. aşağıdaki yazıyla karşılaştım. cümleler o kadar doğru ve o kadar yerindeydi ki. kalakaldım. çocukken bir büyüğün seni azarladığında verecek cevap bulamamak gibiydi. sanki zobanla mortal kombat oynuyorduk. komboları sıralayıp, ekrana ‘finish him’ yazısını çıkartmıştı.

“Hayatta birseyi sevmenin vazgecilebilir yani yoktur. Vazgecebilecegin bir sevgi zaten varolmamistir. Sevginin imhasi, bitti denilecek bir hali olmaz. Sevdigin birseyi seviyorum dedigin andan, buradan gidene kadar seversin. Ama az ama cok. Insan herseyi yok edebilir, nefretini bile, ama sevgisini yok edemez. Sevmenin ve bir sevgiyi yasatabilmenin belki de külfetli yani budur. Kurtulamazsin sevmekten.”

bi sigara yakıp, kendimi düşündüm. işler boka sardığında, sanki olabilecekmiş gibi kendimi insanlardan nasıl uzağa attığımı, kaçtığımı. sonra beceremeyince, geri dönüşlerimi. zordu bu sabah. gerçekten. anlamsız yere kendimle hesaplaştım. finish him vaziyetinde sallanıyorum, gelip biri dokunmasın mümkünse.